Lütfen bekleyiniz...
Alışveriş sepeti
Sepetinizde 3 kitap var.
Toplam: 565,00 TL
E-Bülten
E-posta:

Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) Şerhi


Yazar:  Ejder YILMAZ
Katalog Kodu: UH163
ISBN: 978-605-05-0196-4
Stok durumu: Stokta var
500,00 TL
:
(0)
Kitap künyesi
YayıneviYetkin Yayınları
YazarEjder YILMAZ
Baskı tarihi2017/07
CiltSert Kapak (İplik Dikiş)
Boyut16x24 cm (Standart Kitap Boyu)
Baskı Sayısı3

UH163
Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi
Prof. Dr. Ejder YILMAZ
2017/07 3. Baskı, 3832 Sayfa, 3 Cilt, Takım, 500,00 TL
ISBN 978-605-05-0196-4

Özel hukuk yargısında uygulanacak usul kurallarını gösteren kanun, 2011 tarihli ve 6100 sayılı (yeni) Hukuk Muhakemeleri Kanunu’dur (HMK). Bu Kanun, 1927 tarihli ve 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (HUMK) yerine geçmiştir.

Hukuk Muhakemeleri Kanunumuz; esas itibariyle, (eski) Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunumuzun temelleri üzerine oturtulmuştur. Ancak (yeni) Hukuk Muhakemeleri Kanunumuz, (eski) Kanunumuzun zamanla yetersiz hale gelen hükümlerinin öğreti ve yargı kararları doğrultusunda günün ihtiyaçlarına uygun olarak değiştirilmesi veya yeni Kanuna alınmaması ve çağdaş yargılama hukukuna ilişkin yeni hükümlerin benimsenmesi sonucunda hazırlanarak kabul edilmiştir.

1927 tarihli Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunumuzun, Cumhuriyetimizin kurulmasını izleyen yıllarda başlatılan hukuk devrimi çerçevesinde, diğer çeşitli kanunlar gibi, yabancı hukukun alımı (iktibas, reception) yoluyla, İsviçre’nin Neuchâtel Kantonu’nun 1925 tarihli Medenî Usul Kanununun (bizim hukuk düzenimize uymayan bazı hükümleri hariç) Türkçeye çevrilip Türkiye Büyük Millet Meclisince kabulü sonucunda kabul edildiği ve ancak zaman içerisinde ülkemizin ihtiyaçları da dikkate alınarak yapılan çok sayıdaki değişikliğe uğradığı düşünüldüğünde2; bu konuda yeni bir Kanun hazırlamakla görevlendirilmiş bulunan “Hukuk Muhakemeleri Kanunu Tasarısı Komisyonu”nun ülkemizin gerçeklerini ön plânda tutarak ve mukayeseli hukuktan da yararlanarak, uzun yıllar süren çalışması sonucunda hazırladığı, bilimsel çevrelerin tartışmasına açtığı ve belli süreçlerin işletilmesi sonucunda kabul edilerek yasalaştığı değerlendirildiğinde, (yeni) Hukuk Muhakemeleri Kanunumuzun, zamanla düzeltilebilecek bazı eksik ve aksayan kısımları bulunmakla birlikte, geneli itibariyle çağdaş yargılama hukuku ilkelerinin ışığıyla yoğurulmuş ulusal bir düzenleme olduğu söylenmelidir3.

Bilindiği gibi, âdil bir hukuk düzeni için, “iyi kanunların bulunması” yetmez, bu kanunların (başta hâkim, savcı, avukat ve icra iflâs müdürleri gibi) “iyi uygulamacılar” eliyle somut olaylara, (en kısa zamanda, zahmetsizce, en ucuz) şekilde tarafları tatmin eder ve toplumsal barışı sağlar şekilde tatbik edilmesi gerekir. Bilindiği gibi, “kötü kanunlar bile iyi uygulamacının elinde iyi kanunlar haline gelirler”; kötü uygulamacılar ise iyi kanunları kötüleştirirler.

Yeni Hukuk Muhakemeleri Kanunumuzun, büyük ölçüde, eski Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunumuzu esas alması sebebiyle; elinizde bulunan Kitaptaki açıklamaların (şerhin) daha iyi anlaşılabilmesi için, (eski) Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunumuzun hükümleriyle karşılaştırma yapılması yöntemi izlenmiştir. Eski Kanunda bulunmayan yeni hükümlerin yorumunda da, hem Türk öğretisi ve yargı kararlarından hem yabancı hukuk öğretisi ve yargı kararlarından (karşılaştırmalı hukuktan) yararlanılmıştır.

Kitapta, (yeni) Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümleri, madde temelinde şerh edilirken, eski Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunumuzun ilgili hükümleri ile yeni Kanunun Türkiye Büyük Millet Meclisine gönderme (sevk) gerekçeleri TBMM Adalet Komisyonunun ve TBMM Genel Kurul görüşmeleri sırasındaki değiştirme gerekçelerine yer de verilmiştir. (Giriş'ten)



2      Bkz. bu konuda: Ejder Yılmaz, Dünden Bugüne Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunumuz (Cumhuriyetin Kuruluşundan Bugüne Türk Hukukunun Seksen Yıllık Gelişimi, Sempozyum, Ankara 2003) s. 243-278).

3      Bkz. Ejder Yılmaz, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Tasarısı Üzerine Bazı Notlar (Medenî Usûl ve İcra-İflâs Hukukçuları Toplantısı-V, Ankara 2007) s.167-231; Ejder Yılmaz, “Hukuk Muhakemeleri Kanunu Tasarısı” Neler Getiriyor? (Manisa Barosu Dergisi, 2008/106) s.37-78; Ejder Yılmaz, Hukuk Muhakemeleri Kanununun Getirdikleri (Ankara Barosu Dergisi, 2011/2) s.213-243.

3. Basıya

Ö N S Ö Z

6100 sayılı yeni Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun yürürlüğe girmesinin hemen ardından 2012’de 1 inci baskısını ve 2013’te değiştirilmiş 2 nci baskısını yayınladığım “Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi”m, kısa sürede tükendi. İlk iki baskı, yeni Kanun’unun anlaşılmasında uygulamacıya yardımcı olmak amacıyla tek cilde sığdırılan bir “el kitabı” niteliğinde idi.

Yürürlüğe girmesinden bu yana geçen beş yılı aşkın zamanda, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun giderek daha iyi anlaşılarak yerleştiği ve başlangıçta tereddüt doğuran bazı hususların öğreti ve mahkemeler uygulanmasında çözümlendiği gözlemlenmekle birlikte, örneğin “belirsiz alacak davası”, “delillerin sunulma zamanı” gibi önemli hususlarda ise tartışmalar devam etmektedir. Öte yandan, yeni Kanun’dan beklenen amacın gerçekleşmesi açısından, hâkim (mahkeme) başına düşen dava sayısının gelişmiş ülkeler standartlarına paralel olarak azaltılması beklenirken, geçtiğimiz dönemde Adalet Örgütümüzde de “deprem etkisi” yaratan sosyal gelişmelerin sonucunda hâkim sayısı daha da azalmıştır. Bu hususun, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun amacını ve “Devlet’in temeli olan adalet” beklentimizi bir süre daha ertelediği muhakkaktır.

Bunların yanısıra, bölge adliye (istinaf) mahkemeleri 20 Temmuz 2016 tarihinden itibaren faaliyete başlamış ve ülkemizde yeni bir “kanun yolu” sistemine geçilmiştir. Anılan tarihten önce verilmiş bulunan mahkeme kararları bakımından ise, bunların kesinleşmesine kadar 1086 sayılı (eski) Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun kanun yollarına ilişkin hükümleri uygulanmaya devam edecektir.

Kanunun uygulanmasının yerleşmesine paralel olarak, “Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi”m, elinizdeki 3 üncü baskısı ile üç cilde ulaştı. Son baskıdan bu yana iki yıllık çok yoğun bir çalışma sonucu varılan bu noktada, yazmak istediklerimin hepsini henüz bitiremediğimin farkındayım. Ümidim, bunların bundan sonraki baskılarda daha büyük oranda gerçekleşebilmesidir.

 

(15 Mayıs 2017)

 

Prof. Dr. Ejder YILMAZ


1. Basıya

Ö N S Ö Z

Elinizdeki bu eserin yazımına, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) Tasarısı hazırlık çalışmalarına paralel olarak, 01 Aralık 2005 Perşembe günü başlamıştım; o günün literatürü ve Yargıtay kararlarını dikkate alarak, karşılaştırmalı olarak şerh ettiğim Kanun maddelerinin sonuna geldiğimde, aradan 3,5 yıl geçmiş ve yaklaşık beşbin sayfalık bir ön metin ortaya çıkmıştı. Bu arada Tasarı, oldukça şekillenmiş, ilk haline oranla farklılaşmış ve Nisan 2008’de TBMM’ne sevk edilmişti. Hazırladığım ön metni, Tasarının geldiği noktaya uyarlamak üzere, 07 Ağustos 2009 Cuma günü ikinci yazıma başladım. O da 2 yıl sürdü. Bu kez hazırladığım metin, daha da genişledi. Başlangıçta Kitabımı, daha önce uzun süreden beri çeşitli baskılarını yaparak yayımladığım ve yararlanan okuyucudan çok olumlu yanıtlar aldığım “Hukuk Rehberi”m gibi, aranan usul sorunlarının olabildiğince tümüne cevap verebilecek kapsamda (5-6 cilt halinde) yayınlamayı plânlamıştım; ancak, ciltler halinde çıkarılacak ve belli maliyetlere varacak olan geniş kapsamlı bir kitabın, özellikle Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile yeni getirilen müesseselerin uygulamada alacağı şekil nedeniyle, bazı kısımlarının hemen “eskiyeceği” ve meslektaşlarım tarafından güvenli olarak kullanılamayabileceği endişesiyle, hazırladığım metni şimdilik tek (bir) cilde indirerek yayınlama ve duyulacak ihtiyaç çerçevesinde zamanla genişletme düşüncesi ağır bastı ve 01 Ağustos 2011 Pazartesi günü yeniden düzenlemeye (üçüncü defa yazmaya) başladığım çalışmayı, basımı için, 01 Mart 2012 Perşembe günü Yetkin’e teslim ettim. Plânlama aşaması dahil, yaklaşık yedi yıl süren işbu Kitabıma, şimdilik bir virgül koyabilmekten duyduğum mutluluğu, okuyucumla böylece paylaşmak isterim.

Kitabım bu haliyle, 01 Ekim 2011 tarihinde yürürlüğe giren, Hukuk Muhakemeleri Kanununu anahatlarıyla açıklayan “kısa bir şerh” niteliğindedir. Bilindiği gibi HMK, zamanla eskiyen Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun (HUMK), esas itibariyle ihtiyaçlar çerçevesinde yeniden kaleme alınmış halidir. Yaklaşık rakamlarla ifade edersem, HMK hükümlerinin kapsam itibariyle yaklaşık %80’ini, bazı düzeltmeler ve iyileştirmeler yapılarak alınan eski HUMK hükümleri oluşturmaktadır. Kapsam itibariyle geriye kalan %20 ise, HUMK’nda açıkça/ yeterince düzenlenmemesine rağmen öğreti ve Yargıtay uygulamasında kabul edilen müesseselerin HMK metnine alınması ile ön inceleme ve bazı dava çeşitleri gibi yepyeni hükümlerdir (değişiklikler konusunda bkz: Ejder Yılmaz, Hukuk Muhakemeleri Kanununun Getirdikleri, Ankara Barosu Dergisi 2011/2 s.213-253).

Ö N S Ö Z

Elinizdeki bu eserin yazımına, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) Tasarısı hazırlık çalışmalarına paralel olarak, 01 Aralık 2005 Perşembe günü başlamıştım; o günün literatürü ve Yargıtay kararlarını dikkate alarak, karşılaştırmalı olarak şerh ettiğim Kanun maddelerinin sonuna geldiğimde, aradan 3,5 yıl geçmiş ve yaklaşık beşbin sayfalık bir ön metin ortaya çıkmıştı. Bu arada Tasarı, oldukça şekillenmiş, ilk haline oranla farklılaşmış ve Nisan 2008’de TBMM’ne sevk edilmişti. Hazırladığım ön metni, Tasarının geldiği noktaya uyarlamak üzere, 07 Ağustos 2009 Cuma günü ikinci yazıma başladım. O da 2 yıl sürdü. Bu kez hazırladığım metin, daha da genişledi. Başlangıçta Kitabımı, daha önce uzun süreden beri çeşitli baskılarını yaparak yayımladığım ve yararlanan okuyucudan çok olumlu yanıtlar aldığım “Hukuk Rehberi”m gibi, aranan usul sorunlarının olabildiğince tümüne cevap verebilecek kapsamda (5-6 cilt halinde) yayınlamayı plânlamıştım; ancak, ciltler halinde çıkarılacak ve belli maliyetlere varacak olan geniş kapsamlı bir kitabın, özellikle Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile yeni getirilen müesseselerin uygulamada alacağı şekil nedeniyle, bazı kısımlarının hemen “eskiyeceği” ve meslektaşlarım tarafından güvenli olarak kullanılamayabileceği endişesiyle, hazırladığım metni şimdilik tek (bir) cilde indirerek yayınlama ve duyulacak ihtiyaç çerçevesinde zamanla genişletme düşüncesi ağır bastı ve 01 Ağustos 2011 Pazartesi günü yeniden düzenlemeye (üçüncü defa yazmaya) başladığım çalışmayı, basımı için, 01 Mart 2012 Perşembe günü Yetkin’e teslim ettim. Plânlama aşaması dahil, yaklaşık yedi yıl süren işbu Kitabıma, şimdilik bir virgül koyabilmekten duyduğum mutluluğu, okuyucumla böylece paylaşmak isterim.

Kitabım bu haliyle, 01 Ekim 2011 tarihinde yürürlüğe giren, Hukuk Muhakemeleri Kanununu anahatlarıyla açıklayan “kısa bir şerh” niteliğindedir. Bilindiği gibi HMK, zamanla eskiyen Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun (HUMK), esas itibariyle ihtiyaçlar çerçevesinde yeniden kaleme alınmış halidir. Yaklaşık rakamlarla ifade edersem, HMK hükümlerinin kapsam itibariyle yaklaşık %80’ini, bazı düzeltmeler ve iyileştirmeler yapılarak alınan eski HUMK hükümleri oluşturmaktadır. Kapsam itibariyle geriye kalan %20 ise, HUMK’nda açıkça/ yeterince düzenlenmemesine rağmen öğreti ve Yargıtay uygulamasında kabul edilen müesseselerin HMK metnine alınması ile ön inceleme ve bazı dava çeşitleri gibi yepyeni hükümlerdir (değişiklikler konusunda bkz: Ejder Yılmaz, Hukuk Muhakemeleri Kanununun Getirdikleri, Ankara Barosu Dergisi 2011/2 s.213-253).

Usul kanunları, genellikle millî kanunlardır ve ülkede “adalet”in gerçekleşmesinin birincil aracıdırlar. HMK hazırlanırken, öncelikle uygulamada rastlanılan sorunların çözümünün ön plânda tutulduğu söylenebilir. Bu arada, Batı ülkelerindeki örneklerinden yararlanılmış ve gözlemlediğim kadarıyla, öğretide ileri sürülen bütün görüşler ve Yargıtay uygulamaları da dikkate alınmıştır. Bu satırların yazarının yayımladığı kitap ve makalelerinde yer alan görüş ve önerilerinin de büyük ölçüde HMK’na girmiş olması, kişisel olarak sevindiricidir.

Büyük ölçekli kanunlar yapmak sıradan bir iş değildir, zordur ve uğranılması mukadder eleştiriler nedeniyle (deyiş yerinde ise) “cesaret ister”. İşin doğası gereği, bu tür kanunlar çıkartıldıktan hemen sonra ve hatta bazen yürürlüğe girmeden bile değiştirilme ihtiyacı içindedirler. HMK’nda da durum böyledir. Örneğin, Yargıtayın onama kararıyla ilgili 370 inci maddesinin 2 nci fıkrası, 31.03.2011 tarihli ve 6217 s.K. m.29 ile değişmiş; ölüm ve vücut bütünlüğünün yitirilmesinden doğan tazminat davalarında görevle ilgili 3 üncü madde hükmü, Anayasa Mahkemesinin 16.2.2012 tarih ve 2011/35 Esas sayılı kararıyla iptal edilmiştir.

Daha da önemlisi, 6217 s.K. m.30 ile HMK’na eklenen Geçici 3 üncü maddesinde, istinaf (bölge adliye) mahkemeleri faaliyete başlayıncaya kadar, HUMK’nun (içinde, karar düzeltme yolunun da bulunduğu) temyize ilişkin hükümlerinin; ayrıca, istinaf mahkemelerinin faaliyete başlama tarihinden önce aleyhine temyiz yoluna başvurulmuş kararlar hakkında HUMK’nun (5236 s.K.’la yapılan değişiklikten önceki) 427 ilâ 454 üncü madde hükümlerinin (ki, yargılamanın yenilenmesi dahil) uygulanmasına devam olunacağı belirtilmiştir. Bunun bir başka anlamı, HMK’nun kanun yolları ile ilgili hükümlerinin şimdilik uygulanmayacağıdır.

Bu düzenleme sebebiyle, elinizdeki Kitabımda istinaf ve temyiz hükümleri şerh edilmemiş ve ancak uygulanmasına devam olunan HUMK m.427-444 hükümlerinin açıklamasına yer verilmiştir (istinaf yolu için bkz: Ejder Yılmaz, İstinaf, Ankara 2005).

HMK’nun anlaşılabilmesi ve doğru uygulanabilmesi için, yeni hükümlerin eski hükümlerle (HUMK ile) karşılaştırılması büyük önem göstermektedir. Bu amaçla, her bir madde altında, HUMK’nun eski metni verilmiştir. Ayrıca, her bir maddeye ilişkin Hükûmet Gerekçesi ve varsa TBMM Adalet Komisyonu Gerekçesi ile TBMM Genel Kurul Değişiklik Gerekçesi de Kitaba konulmuştur.

Kitapta, HMK’nun ve ilgili mevzuatın yanı sıra, özellikle Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yönetmeliği ile Gider Avansı Tarifesi, Bilirkişi Ücret Tarifesi ve Tanık Ücret Tarifesi de değerlendirilmiştir.

Öğreti ve Yargıtay kararları, medenî usul hukukunun önemli kaynaklarındandır. Kitabın tek cilde sığdırılması çabası çerçevesinde, öğretideki tartışmalara ve bu arada yabancı kaynaklara bu ilk baskıda yeterince yer verilmemiştir. Ancak, HUMK’nun uygulanma döneminde verilen ve HMK’nun yürürlüğe girmesinden sonra, bugün için de geçerliliklerini sürdüren bir kısım Yargıtay kararları Kitapta işlenmiştir.

Önsöz’üme son vermeden, ülkemizde adalet dağıtımında gözlemlenen aksaklıkların çözümüne katkı verebilmek için çeşitli yayınlarımda dile getirdiğim bazı hususları, yeni Kitabım vesilesiyle, burada bir kez daha özellikle vurgulamak isterim:

HMK’nun “ağırlık noktası”, ön inceleme aşamasıdır ve buna ilişkin hükümler, HMK’nun başarılı olabilmesi için, mutlaka tam olarak işletilmelidir. Ancak itiraf etmek gerekir ki bu aşama ile, hâkimlerin karşı karşıya bulundukları aşırı iş yükü üzerine daha da büyük bir ağırlık konulmuştur. HMK’nun Genel Gerekçesinde ve madde gerekçelerinde, sıklıkla ülkemizde hukuk davaları bakımından içinde bulunulan durum eleştirilmekte ve adaletin gerçekleşebilmesini temin edici çeşitli düzenlemeler getirildiği belirtilmektedir. HMK’ndaki düzenlemelerin büyük kısmına ilke olarak katılmaktayım ve bu düzenlemelerin gereği gibi uygulanmasının davaların âdil, hızlı ve düzenli yürümesine (Anayasa m.141,IV; HMK m.30) katkı vereceğine inanmaktayım. Ancak kanımca, hukuk davalarının arzu edildiği şekilde yürüyebilmesi, hak arayanların beklentilerine hizmet edebilmesi ve “âdil yargılama hakkı”nın gerçekleşebilmesi için kanundaki hükümlerin varlığı, tek başına kesinlikle yetmez. Çünkü, ülkemizde “aksak” yürüyen ve bundan dolayı yaygın bir şekilde şikâyet edilen adalet hizmetlerinin bugünkü durumunu etkileyen pek çok faktör vardır. Bunların çoğu, doğrudan doğruya Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile ilgisi olmayan nedenlerdir. Adalet hizmetlerinde yaşanan sıkıntıların resmî kanıtı (belgesi); her adlî yılın başında Yargıtay Başkanlarının ve Türkiye Barolar Birliği Başkanlarının, adaletin karşı karşıya bulunduğu sorunları çözmekle birinci derecede görevli, yetkili ve sorumlu “Devlet büyükleri” önünde hem sözlü olarak hem de broşürler halinde basıp dağıttıkları ve “bıkıp usanmadan tekrarladıkları”dır! Demek istediğim odur ki, yalnızca Hukuk Muhakemeleri Kanunumuzun değiştirilmesi ile adalet hizmetlerimizdeki aksaklıklar, kesinlikle sona ermeyecektir. Adalet hizmetlerindeki aksamaların en aza indirilebilmesi, toplumda adalete olması gereken inancın en üst düzeyde tesis edilebilmesi ve yargı dışı yollardan hak aramaya yönelmenin sona erdirilebilmesi için, Kanun değişikliğinin yanı sıra, ondan daha da önemli olan pek çok tedbirin derhal alınarak yürürlüğe konulması zorunluluğu vardır. Bunun için, daha önce yayınladığım çeşitli makalelerimde de belirttiğim ve tekrarlaya geldiğim üzere, kanaatimce bu konuda kısa, orta ve uzun vadeli tedbirlere ihtiyacımız bulunmaktadır. Hukuk davalarının maddî gerçekliğe ve adalete varır şekilde en çabuk, en ucuz ve vatandaşı en az yorar (usul ekonomisine uyar) şekilde sonuçlanabilmesinin yolu, her şeyden önce “insan”dan ve öncelikle hâkimden geçmektedir. Bu sebeple, kanımca kısa vadede ve öncelikle; bilgili, çalışkan, ahlâklı, kültürlü, âdil, hümanist ve diğer yüksek niteliklere sahip hâkim istihdam edilmesine önem verilmelidir. Bunun için, hâkimlik mesleğinin özendirilmesine yönelik olarak, hâkim maaşları (Cumhurbaşkanı dahil) herhangi bir kamu görevlisi emsal alınmaksızın belirlenerek bugünkü seviyelerinin en az üç katına çıkartılmalı ve hâkimin maddî ve manevî bağımsızlığı / tarafsızlığı en üst düzeyde sağlanmalıdır. Bunun yanı sıra, hâkim başına düşen dava sayısı, çağdaş ülkelerde olduğu gibi yılda 250-300’e indirilmeli ve bunu sağlamak amacıyla ülkemizde bugün var olan hâkim sayısı, en az üç katına çıkartılmalıdır. Hâkimlik mesleğinin özendirilmesi sayesinde, yetişmiş olan iyi hukukçuların ve bu arada özellikle deneyimli avukatların hâkimlik mesleğine yönelmelerinin, adalet hizmetlerinin kalitesini arttıracağını düşünüyorum. Eğer bir hâkim bugün ülkemizde olduğu üzere yılda 1000-1200 davaya bakmaya mecbur edilir ve buna bağlı olarak (sayıları az da olsa) Fakültede öğrendikleri ile yetinerek, gelişen hukuka ayak uyduramayan az çalışkan, yorgun, bıkkın ve adalet fikrine yeterince ayak uyduramamış hâkim istihdamına göz yumulursa, büyük iyiniyetlerle ve güzel umutlarla çıkarılarak yürürlüğe sokulan HMK’na rağmen, “devletin temeli olan adalet” yara almaya devam edecektir. Üzülerek söylemek zorundayım ki tarih, “adaletin yürümediği hiç bir devletin yaşadığını göstermemektedir”!

Bu Kitabımın da, Yetkin yayını olarak basımını gerçekleştiren Yetkin Basım Yayım ve Dağıtım AŞ’nin değerli sahipleri Muharrem Başer ve        Y. Ziya Gülkök ile başta Serap Özer olmak üzere “Yetkin”in çalışkan/güler­yüzlü tüm personeline yüreğim dolusu teşekkürlerimi sunarım.

 

(15 Nisan 2012)

 

Prof. Dr. Ejder YILMAZ


GENEL BİBLİYOGRAFYA

ALANGOYA, Yavuz/YILDIRIM, Kâmil/YILDIRIM, Nevhis Deren: Medenî Usul Hukuku Esasları, İstanbul 2009.

ANSAY, Sabri Şakir: Medeni Yargılama Usulleri, Ankara 1961.

ARSLAN, Ramazan/YILMAZ, Ejder/TAŞPINAR AYVAZ, Sema: Medeni Usul Hukuku, Ankara 2016.

ARSLAN, Ramazan/YILMAZ, Ejder/TAŞPINAR AYVAZ, Sema: İcra ve İflâs Hukuku, Ankara 2016.

ARSLAN, Ramazan/YILMAZ, Ejder/TAŞPINAR AYVAZ, Sema/ HANAĞASI, Emel: Hukuk Muhakemeleri Kanunu ve İlgili Mevzuat, Ankara 2016

BELGESAY, Mustafa Reşit: Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu Şerhi, İstanbul 1939.

BERKİN, Necmeddin: Tatbikatçılara Medenî Usul Hukuku Rehberi, İstanbul 1980.

BİLGE, Necip/ÖNEN, Ergun: Medenî Yargılama Hukuku, Ankara 1978.

BOHNET, François: Code de Procédure çivile neuchâtelois, Bâle 2003.

BRUNS, Rudolf: Zivilprozessordnung, München 1979.

FASCHING, Hans: Lehrbuch des österreichischen Zivilprozessrechts, Lehr- und Handbuch, Wien 1990.

FASCHING, Hans: Kommentar zu den Zivilprozessgesetzen, Wien 2000.

FIELD, Richard H./KAPLAN, Benjamin/ CLERMONT, Kevin M.: Civil Procedure, New York 1997.

FRIEDENTHAL, Jack H./SINGER, Michael: The Law of Evidence, America 1985.

FRIEDENTHAL, Jack H./KANE, Mary Kay/MILLER. Arthur R.: Civil Procedure, St. Paul, Minn. 1999.

GRAHAM, Michael H.: Federal Rules of Evidence, St. Paul, Minn. 2001.

GULDENER, Max: Schweizerisches Zivilprozessrecht, Zürich 1979.

HABSCHEID, Walther J.: Schweizerisches Zivilprozess- und Gerichtsorganisations-recht, Basel Frankfurt am Main 1990.

INGMANN, Terence, The English Legal Process, Oxford, New York 2004.

JAMES, Fleming/HAZARD, Geoffrey C./LEUBSDORF, John: Civil Procedure, New York 2001.

JAUERNIG, Othmar, Zivilprozessordnung, München 1993.

KANE, Mary Kay: Civil Procedure, St Paul, Minn. 1996.

KARAFAKİH, İsmail Hakkı: Hukuk Muhakemeleri Usulü, Ankara 1952.

KARSLI, Abdürrahim: Medeni Muhakeme Hukuku Ders Kitabı, İstanbul 2011.

KURU, Baki: Hukuk Muhakemeleri Usulü, 6 cilt, İstanbul 2001.

LANGAN, P.St.J./LAWRENCE, D.G.: Civil Procedure, London 1976

LÜKE, Gerhard/WAX, Peter: Münchener Kommentar zur Zivilprozessordnung, München 2000.

MARBACH, Omar/KELLERHALS, Franz: Die Zivilprozessordnung für den Kanton Bern, Bern 1995.

MAY, Antony/SCOTT I.R.: Civilprocedure (The White Book Service), London 2003.

MUSIELAK, Hans-Joachim: Kommentar zur Zivilprozessordnung, München 2002.

MUŞUL, Timuçin: Medenî Usul Hukuku, Ankara 2012.

OĞUZMAN, Kemal/ÖZ, Turgut: Borçlar Hukuku, Genel Hükümler, Cilt 1-2, İstanbul 2013.

ÖNEN, Ergun: Medeni Yargılama Hukuku, Ankara 1979.

PEKCANITEZ, Hakan (Editör): Medenî Usul Hukuku, İstanbul 2017.

PLANT, Charles/ROSE, William: Civil Procedure Rules, Hampshire 1999.

POSTACIOĞLU, İlhan: Medenî Usul Hukuku Dersleri, İstanbul 1975.

PRÜTTING, Hanns/GEHRLEIN, Markus: ZPO Kommentar, Lavis 2010.

ROSENBERG, Leo/SCHWAB, Karl Heinz/GOTTWALD, Peter: Zivilprozessrecht, München 2004.

ROSENBERG, Maurice/SMIT, Hans/DREYFUSS, Rochelle Cooper: Elements of Civil Procedure, New York 1990.

SPÜHLER, Karl/TENCHIO, Luca/INFANGER, Dominik: Schweizerische Zivilprozessordnung, Basler Kommentar, Basel 2010.

STEIN, Friedrich/JONAS, Martin: Kommentar zur Zivilprozessordnung, Tübingen 2002.

STRAEULI, Hans/MESSMER, Georg: Kommentar zur zürcherischen Zivilprozessordnung, Zürich 1976.

STRONG, John W.: McCormick on Evidence, St. Paul, Minn. 1999.

SUTTER-SOMM, Thomas/HASENBÖHLER, Franz, LEUENBERGER: Kommentar zur schweizerischen Zivilprozessordnung, Zürich Basel Genf 2010.

TANRIVER, Süha: Medenî Usul Hukuku, Cilt I, Ankara 2016.

TEKİNAY, Selahattin Sulhi/AKMAN, Sermet/BURCUOĞLU, Halûk/ ALTOP, Atila: Tekinay Borçlar Hukuku, Genel hükümler, İstanbul 1993.

UMAR, Bilge: Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi, Ankara 2014.

UMAR, Bilge/YILMAZ, Ejder: İsbat Yükü, İstanbul 1980.

ÜSTÜNDAĞ, Saim: Medenî Yargılama Hukuku, İstanbul 2000.

VINCENT Jean/ GUINCHARD, Serge: Procédure Civile, Paris 1999.

YILMAZ, Ejder: Medenî Yargılama Hukukunda Islah, Ankara 2013.

YILMAZ, Ejder: Medenî Yargılama Hukukunda Yemin, Ankara 2012.

YILMAZ, Ejder: Geçici Hukukî Himaye Tedbirleri (2 cilt), Ankara 2001.

YILMAZ, Ejder: Olağanüstü Temyiz, Ankara 2003.

YILMAZ, Ejder: İstinaf, Ankara 2005.

YILMAZ, Ejder: Yargılama Giderlerinin İşlevi ve Sosyal Hukuk Devleti (ABD 1984/2, s.200-224).

YILMAZ, Ejder: Hukuk Davasında Hâkimin Verdiği Kesin Mehilin Hakkı Kısıtla­ması (ABD 1987/1 s.43-52).

YILMAZ, Ejder: Hukuk Davalarında Yasayollarına Başvuru Hakkı ve Bu Hakkın Sı­nırlandırılmasının Yerindeliği Sorunu (TBBD 1988/1 s.131-155).

YILMAZ, Ejder: Medenî Yargıda İnsan Hakları (TBBD 1996/2 s.149-167).

YILMAZ, Ejder: Dünden Bugüne Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunumuz (Cumhuriyetin Kuruluşundan Bugüne Türk Hukukunun Seksen Yıllık Gelişimi, Sempozyum, Ankara 2003, s.243-278).

YILMAZ, Ejder: Usul Ekonomisi (AÜHFD cilt 57/1, -Prof.Dr.Necip Bilge Armağanı- Ankara 2008, s.243-274).

YILMAZ, Ejder: Davada Taraf Değişikliği (Prof.Dr.Saim Üstündağ Armağanı, Ankara 2009, s.569-596).

YILMAZ, Ejder: Davada Takas Ve Mahsup Talebi (MİHDER, 2010/2 s.247-284).

YILMAZ, Ejder: Arabuluculuğun Yasa İle Düzenlenmesi (“Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Tasarısı”nın Değerlendirilmesi) (Prof. Dr. Tuğrul Arat’a Armağan, Ankara 2012, s.1275-1297).

YILMAZ, Ejder/ÇAĞLAR, Tacar: Tebligat Hukuku, Ankara 2013.

YILMAZ, Ejder/YILMAZ, Ümit: Hukuk Rehberi, 5 cilt, Ankara 2006.

G İ R İ Ş

İnsanlığın ve toplumsal yaşamın gelişmesine paralel olarak, hukuksal kurallar giderek ayrıntı da kazanıp artarak karmaşıklaşmakta, buna paralel olarak uyuşmazlıkları çözmekle görevli mahkemeler çeşitlenmekte ve mahkemelerde uygulanan yargılama usullerinde de değişiklikler ortaya çıkmaktadır. Bunların sonucunda, eski dönemlerde olduğu gibi bütün uyuşmazlıkların, tek (bir) mahkeme eliyle ve bilinen tek (bir) yargılama usulü uygulanarak sağlıklı bir şekilde çözümlenebilmesi, artık mümkün görünmemektedir.

Dünyadaki gelişmelere paralel olarak bugün ülkemizde de, çeşitli yargı yolları (kolları, dalları) kabul edilmiştir ve bunun sonucunda, anayasal uyuş­mazlıklar Anayasa Mahkemesinde; idarî uyuşmazlıklar idarî mahkemelerde; adlî uyuşmazlıklar adliye mahkemelerinde ve yargı yolları arasında ortaya çıkan uyuşmazlıklar, Uyuşmazlık Mahkemesinde yargılanarak çözümlenmektedir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de, Türkiye Cumhuriyeti olarak kabul ettiğimiz uluslararası sözleşmelerçerçevesinde görevlidir.

Çeşitli yargı yollarına ihtiyaç duyulması nedenlerinin başında, uyuşmazlık konusunun nitelikleri ve yargılamada söz konusu olan hukukî menfaatin farklılığı ile tarafların durumu gelmektedir. Bu anlamda örneğin; bir kanunun Anayasaya aykırılığı sebebiyle Anayasa Mahkemesinde açılan iptal davasında başka; görevinden siyasal nedenlerle alınan bir kamu görevlisinin açtığı idarî davada başka; adam öldüren bir kişinin ceza yargılanmasında başka; özel hukuk ilişkileri çerçevesinde borcunu ödemeyen kişiye karşı alacaklının açtığı alacak davasında başka hukukî menfaatler sözkonusudur. Dolayısıyla insanoğlunun bugün geldiği aşamada, eski çağlarda bir tek mahkemenin -sözgelimi, hem anayasal uyuşmazlığı hem de alacak davasını aynı yargılama usulünü uygulayarak- çözebilmesi, bu gün için pratik olarak mümkün değildir ve yargılamanın amacının1 gerçekleştirilmesine elverişli değildir.

Genel olarak yargı yollarının tümü dikkate alınarak verilen bu (deyiş yerinde ise, “abartılı”) örnek, daha dar alanda, adlî yargının iki ana bölümünü oluşturan ceza yargısı (ceza muhakemesi) ve özel hukuk yargısı (hukuk muhakemesi; medenî yargı; hukuk yargısı) bakımından da geçerlidir. Çünkü ceza yargısında, kamu (toplum) menfaati önde iken; özel hukuk yargısında asıl olan, davanın taraflarının (kişisel) menfaatleridir ve (özel hukuk yargısında) kamu menfaatinin bulunması istisnaîdir veya dolaylıdır. Bu sebeple, ceza yargısında geçerli olan usul kuralları (yargılama ilkeleri) ile özel hukuk yargısındaki usul kuralları biribirinden farklı olmak durumundadır. Konuya bu açıdan bakıldığında, davayı gören hâkimin yetkileri (örneğin, uyuşmazlık konusu vakıaları ve delilleri araştırma yetkisi) ceza davasında farklı, özel hukuk yargısında farklı olmak durumundadır.

Özel hukuk yargısında, hakkının tamamını veya bir kısmını talep (dava) edip etmeme veya talep ettiği haktan vazgeçip geçmeme, davanın taraflarına ait hususlardan olması nedeniyle, hâkimin buna müdahalesinin söz konusu olmaması (veya sınırlı olması) gerekir iken; ceza yargısında kamu menfaatinin esas olması sebebiyle hâkimin müdahale ölçüsü farklı olmalıdır. İşte bu nedenledir ki, özel hukuk yargısında tarafların egemenliği (tasarruf ve taraflarca getirilmesi ilkeleri vb -HMK m.24 vd-); ceza yargısında ise hâkimin egemenliği (kendiliğinden harekete geçme ve kendiliğinden araştırma ilkeleri vb) geçerlidir.

Hem hâkim, hem yargılamanın tarafları ve hatta hem de üçüncü kişiler, yargılamada uygulanacak olan usul kurallarını önceden bilmek durumdadırlar. Bu sayede bir yandan, hâkimin bütün uyuşmazlıklarda davanın taraflarına eşit uzaklıkta kalarak ve aynı kuralları uygulayarak keyfî davranışının önüne geçilir; diğer yandan, davanın taraflarının da yargılama sırasında hak ve yükümlülüklerinin ne olduğunu bilmeleri sağlanarak onların menfaatleri korunmuş olur.

Diğer gelişmiş ülkelerde olduğu gibi, Ülkemizde de yargılamada uygulanacak usul kuralları, esas itibariyle, kanunlarla belirlenmiştir.

Özel hukuk yargısında uygulanacak usul kurallarını gösteren kanun, 2011 tarihli ve 6100 sayılı (yeni) Hukuk Muhakemeleri Kanunu’dur (HMK). Bu Kanun, 1927 tarihli ve 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (HUMK) yerine geçmiştir.

Hukuk Muhakemeleri Kanunumuz; esas itibariyle, (eski) Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunumuzun temelleri üzerine oturtulmuştur. Ancak (yeni) Hukuk Muhakemeleri Kanunumuz, (eski) Kanunumuzun zamanla yetersiz hale gelen hükümlerinin öğreti ve yargı kararları doğrultusunda günün ihtiyaçlarına uygun olarak değiştirilmesi veya yeni Kanuna alınmaması ve çağdaş yargılama hukukuna ilişkin yeni hükümlerin benimsenmesi sonucunda hazırlanarak kabul edilmiştir.

1927 tarihli Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunumuzun, Cumhuriyetimizin kurulmasını izleyen yıllarda başlatılan hukuk devrimi çerçevesinde, diğer çeşitli kanunlar gibi, yabancı hukukun alımı (iktibas, reception) yoluyla, İsviçre’nin Neuchâtel Kantonu’nun 1925 tarihli Medenî Usul Kanununun (bizim hukuk düzenimize uymayan bazı hükümleri hariç) Türkçeye çevrilip Türkiye Büyük Millet Meclisince kabulü sonucunda kabul edildiği ve ancak zaman içerisinde ülkemizin ihtiyaçları da dikkate alınarak yapılan çok sayıdaki değişikliğe uğradığı düşünüldüğünde2; bu konuda yeni bir Kanun hazırlamakla görevlendirilmiş bulunan “Hukuk Muhakemeleri Kanunu Tasarısı Komisyonu”nun ülkemizin gerçeklerini ön plânda tutarak ve mukayeseli hukuktan da yararlanarak, uzun yıllar süren çalışması sonucunda hazırladığı, bilimsel çevrelerin tartışmasına açtığı ve belli süreçlerin işletilmesi sonucunda kabul edilerek yasalaştığı değerlendirildiğinde, (yeni) Hukuk Muhakemeleri Kanunumuzun, zamanla düzeltilebilecek bazı eksik ve aksayan kısımları bulunmakla birlikte, geneli itibariyle çağdaş yargılama hukuku ilkelerinin ışığıyla yoğurulmuş ulusal bir düzenleme olduğu söylenmelidir3.

Bilindiği gibi, âdil bir hukuk düzeni için, “iyi kanunların bulunması” yetmez, bu kanunların (başta hâkim, savcı, avukat ve icra iflâs müdürleri gibi) “iyi uygulamacılar” eliyle somut olaylara, (en kısa zamanda, zahmetsizce, en ucuz) şekilde tarafları tatmin eder ve toplumsal barışı sağlar şekilde tatbik edilmesi gerekir. Bilindiği gibi, “kötü kanunlar bile iyi uygulamacının elinde iyi kanunlar haline gelirler”; kötü uygulamacılar ise iyi kanunları kötüleştirirler.

Yeni Hukuk Muhakemeleri Kanunumuzun, büyük ölçüde, eski Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunumuzu esas alması sebebiyle; elinizde bulunan Kitaptaki açıklamaların (şerhin) daha iyi anlaşılabilmesi için, (eski) Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunumuzun hükümleriyle karşılaştırma yapılması yöntemi izlenmiştir. Eski Kanunda bulunmayan yeni hükümlerin yorumunda da, hem Türk öğretisi ve yargı kararlarından hem yabancı hukuk öğretisi ve yargı kararlarından (karşılaştırmalı hukuktan) yararlanılmıştır.

Kitapta, (yeni) Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümleri, madde temelinde şerh edilirken, eski Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunumuzun ilgili hükümleri ile yeni Kanunun Türkiye Büyük Millet Meclisine gönderme (sevk) gerekçeleri TBMM Adalet Komisyonunun ve TBMM Genel Kurul görüşmeleri sırasındaki değiştirme gerekçelerine yer de verilmiştir.

 



1      Yargılamanın amacı için bkz. Ejder Yılmaz, Medenî Usul Hukukunda Islah, Ankara 2013, s.25 vd.

2      Bkz. bu konuda: Ejder Yılmaz, Dünden Bugüne Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunumuz (Cumhuriyetin Kuruluşundan Bugüne Türk Hukukunun Seksen Yıllık Gelişimi, Sempozyum, Ankara 2003) s. 243-278).

3      Bkz. Ejder Yılmaz, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Tasarısı Üzerine Bazı Notlar (Medenî Usûl ve İcra-İflâs Hukukçuları Toplantısı-V, Ankara 2007) s.167-231; Ejder Yılmaz, “Hukuk Muhakemeleri Kanunu Tasarısı” Neler Getiriyor? (Manisa Barosu Dergisi, 2008/106) s.37-78; Ejder Yılmaz, Hukuk Muhakemeleri Kanununun Getirdikleri (Ankara Barosu Dergisi, 2011/2) s.213-243.

Kitap etiketleri
hmk (20)
,   
,   
,   
,   
Bu kitabı satın alan müşterilerin satın aldığı diğer kitaplar

Türk Borçlar Kanunu Şerhi

Yazar: Cevdet İlhan GÜNAY
150,00 TL

İcra ve İflas Hukuku El Kitabı

Yazar: Baki KURU
215,00 TL

Medeni Hukuk Davaları (Sulh Hukuk – Asliye Hukuk Mahkemesi)

Yazar: Ömer Uğur GENÇCAN
6100 sayılı HMK Hükümlerine Göre - Açıklama - Dilekçe Örnekleri - Son İçtihatler
135,00 TL

Tasarrufun İptali Davası (Borçlu Muvazaası)

Yazar: Erhan GÜNAY
Öğreti Görüşü ve Yargıtay Kararları Eşliğinde
62,90 TL