Lütfen bekleyiniz...
Alışveriş sepeti
Sepetinizde 3 kitap var.
Toplam: 565,00 TL
E-Bülten
E-posta:

Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) Şerhi


(6459, 6460 ve 6462 Sayılı Kanun Değişikliklerine Göre)
Yazar:  Ejder YILMAZ
Katalog Kodu: UH163
ISBN: 978-975-464-746-4
Stok durumu: Stokta var
165,00 TL
:
(0)
Kitap künyesi
YayıneviYetkin Yayınları
YazarEjder YILMAZ
Baskı tarihi2013/06
Baskı Sayısı2
Boyut16x24 cm (Standart Kitap Boyu)
CiltSert Kapak (İplik Dikiş)
Detaylı açıklama

UH163
Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi
Prof. Dr. Ejder YILMAZ
2013/06 Değiştirilmiş 2. Baskı 1844 Sayfa 165,00 TL
ISBN 978-975-464-746-4

6100 sayılı yeni Hukuk Muhakemeleri Kanununun yürürlüğe girmesinin hemen ardından çıkartığım, "Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi"min ilk baskısı, altı ay gibi kısa bir süre içinde tükendi. Okuyucudan aldığım olumlu dönüşler ve özellikle Kitaptaki görüşlerimin çeşitli Yargıtay kararlarında benimsendiğini gösteren atıflar, yedi yıllık yorgunluğumu aldı. 

İlk kez yayımladığım "HMK Şerhi"min ilk baskısının amacına ulaşmasından doğan mutluluğum büyüktür.

Yürürlüğe girmesiyle birlikte, yeni Kanundaki eksikliklerle ve yeterince açık olmayan hükümlerle ilgili olarak doğan sorunlar da tartışmaya açıldı. Usul kurallarının, biçimselliği ve davalarda talep edilen maddî hakkın gerçekleşmesi için öncelik taşıdığı dikkate alındığında, ortaya çıkan tereddütlerin, yargılamanın amacı olan "adalet"in gerçekleşmesi adına en kısa zamanda ortadan kalkması dileğimdir. Yeni Kanun vesilesiyle katıldığım çeşitli toplantılara iştirak eden hâkim/avukat sayısının (bundan önceki toplantılarla kıyaslanamayacak kadar) çokluğunu ve gösterilen yakın/yoğun ilgiyi, yeni Kanuna çok çabuk alışılacağının bir göstergesi olarak değerlendirmekteyim.

Kitabın 2 nci baskısında, Yargıtay'ın ulaşabildiğim yeni kararları değerlendirilmiş; birinci baskıdan sonra Hukuk Muhakemeleri Kanunu (ile Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununda) ve ilgili mevzuatta ortaya çıkan değişiklikler işlenmiştir. Bunun yanısıra, ilk baskıda gözden kaçtığı tespit edilen çeşitli yanlışlıklar da düzeltilmiştir. (2. Basıya önsöz'den)

Elinizdeki bu eserin yazımına, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) Tasarısı hazırlık çalışmalarına paralel olarak, 01 Aralık 2005 Perşembe günü başlamıştım; o günün literatürü ve Yargıtay kararlarını dikkate alarak, karşılaştırmalı olarak şerh ettiğim Kanun maddelerinin sonuna geldiğimde, aradan 3,5 yıl geçmiş ve yaklaşık beşbin sayfalık bir ön metin ortaya çıkmıştı. Bu arada Tasarı, oldukça şekillenmiş, ilk haline oranla farklılaşmış ve Nisan 2008'de TBMM'ne sevk edilmişti. Hazırladığım ön metni, Tasarının geldiği noktaya uyarlamak üzere, 07 Ağustos 2009 Cuma günü ikinci yazıma başladım. O da 2 yıl sürdü. Bu kez hazırladığım metin, daha da genişledi. Başlangıçta Kitabımı, daha önce uzun süreden beri çeşitli baskılarını yaparak yayımladığım ve yararlanan okuyucudan çok olumlu yanıtlar aldığım "Hukuk Rehberi"m gibi, aranan usul sorunlarının olabildiğince tümüne cevap verebilecek kapsamda (5-6 cilt halinde) yayınlamayı plânlamıştım; ancak, ciltler halinde çıkarılacak ve belli maliyetlere varacak olan geniş kapsamlı bir kitabın, özellikle Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile yeni getirilen müesseselerin uygulamada alacağı şekil nedeniyle, bazı kısımlarının hemen "eskiyeceği" ve meslektaşlarım tarafından güvenli olarak kullanılamayabileceği endişesiyle, hazırladığım metni şimdilik tek (bir) cilde indirerek yayınlama ve duyulacak ihtiyaç çerçevesinde zamanla genişletme düşüncesi ağır bastı ve 01 Ağustos 2011 Pazartesi günü yeniden düzenlemeye (üçüncü defa yazmaya) başladığım çalışmayı, basımı için, 01 Mart 2012 Perşembe günü Yetkin'e teslim ettim. Plânlama aşaması dahil, yaklaşık yedi yıl süren işbu Kitabıma, şimdilik bir virgül koyabilmekten duyduğum mutluluğu, okuyucumla böylece paylaşmak isterim.

Kitabım bu haliyle, 01 Ekim 2011 tarihinde yürürlüğe giren, Hukuk Muhakemeleri Kanununu anahatlarıyla açıklayan "kısa bir şerh" niteliğindedir. Bilindiği gibi HMK, zamanla eskiyen Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun (HUMK), esas itibariyle ihtiyaçlar çerçevesinde yeniden kaleme alınmış halidir. Yaklaşık rakamlarla ifade edersem, HMK hükümlerinin kapsam itibariyle yaklaşık %80'ini, bazı düzeltmeler ve iyileştirmeler yapılarak alınan eski HUMK hükümleri oluşturmaktadır. Kapsam itibariyle geriye kalan %20 ise, HUMK'nda açıkça/ yeterince düzenlenmemesine rağmen öğreti ve Yargıtay uygulamasında kabul edilen müesseselerin HMK metnine alınması ile ön inceleme ve bazı dava çeşitleri gibi yepyeni hükümlerdir (değişiklikler konusunda bkz: Ejder Yılmaz, Hukuk Muhakemeleri Kanununun Getirdikleri, Ankara Barosu Dergisi 2011/2 s.213-253).

Usul kanunları, genellikle millî kanunlardır ve ülkede "adalet"in gerçekleşmesinin birincil aracıdırlar. HMK hazırlanırken, öncelikle uygulamada rastlanılan sorunların çözümünün ön plânda tutulduğu söylenebilir. Bu arada, Batı ülkelerindeki örneklerinden yararlanılmış ve gözlemlediğim kadarıyla, öğretide ileri sürülen bütün görüşler ve Yargıtay uygulamaları da dikkate alınmıştır. Bu satırların yazarının yayımladığı kitap ve makalelerinde yer alan görüş ve önerilerinin de büyük ölçüde HMK'na girmiş olması, kişisel olarak sevindiricidir.

Büyük ölçekli kanunlar yapmak sıradan bir iş değildir, zordur ve uğranılması mukadder eleştiriler nedeniyle (deyiş yerinde ise) "cesaret ister". İşin doğası gereği, bu tür kanunlar çıkartıldıktan hemen sonra ve hatta bazen yürürlüğe girmeden bile değiştirilme ihtiyacı içindedirler. HMK'nda da durum böyledir. Örneğin, Yargıtayın onama kararıyla ilgili 370 inci maddesinin 2 nci fıkrası, 31.03.2011 tarihli ve 6217 s.K. m.29 ile değişmiş; ölüm ve vücut bütünlüğünün yitirilmesinden doğan tazminat davalarında görevle ilgili 3 üncü madde hükmü, Anayasa Mahkemesinin 16.2.2012 tarih ve 2011/35 Esas sayılı kararıyla iptal edilmiştir.

Daha da önemlisi, 6217 s.K. m.30 ile HMK'na eklenen Geçici 3 üncü maddesinde, istinaf (bölge adliye) mahkemeleri faaliyete başlayıncaya kadar, HUMK'nun (içinde, karar düzeltme yolunun da bulunduğu) temyize ilişkin hükümlerinin; ayrıca, istinaf mahkemelerinin faaliyete başlama tarihinden önce aleyhine temyiz yoluna başvurulmuş kararlar hakkında HUMK'nun (5236 s.K.'la yapılan değişiklikten önceki) 427 ilâ 454 üncü madde hükümlerinin (ki, yargılamanın yenilenmesi dahil) uygulanmasına devam olunacağı belirtilmiştir. Bunun bir başka anlamı, HMK'nun kanun yolları ile ilgili hükümlerinin şimdilik uygulanmayacağıdır.

Bu düzenleme sebebiyle, elinizdeki Kitabımda istinaf ve temyiz hükümleri şerh edilmemiş ve ancak uygulanmasına devam olunan HUMK m.427-444 hükümlerinin açıklamasına yer verilmiştir (istinaf yolu için bkz: Ejder Yılmaz, İstinaf, Ankara 2005).

HMK'nun anlaşılabilmesi ve doğru uygulanabilmesi için, yeni hükümlerin eski hükümlerle (HUMK ile) karşılaştırılması büyük önem göstermektedir. Bu amaçla, her bir madde altında, HUMK'nun eski metni verilmiştir. Ayrıca, her bir maddeye ilişkin Hükûmet Gerekçesi ve varsa TBMM Adalet Komisyonu Gerekçesi ile TBMM Genel Kurul Değişiklik Gerekçesi de Kitaba konulmuştur.

Kitapta, HMK'nun ve ilgili mevzuatın yanı sıra, özellikle Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yönetmeliği ile Gider Avansı Tarifesi, Bilirkişi Ücret Tarifesi ve Tanık Ücret Tarifesi de değerlendirilmiştir.

Öğreti ve Yargıtay kararları, medenî usul hukukunun önemli kaynaklarındandır. Kitabın tek cilde sığdırılması çabası çerçevesinde, öğretideki tartışmalara ve bu arada yabancı kaynaklara bu ilk baskıda yeterince yer verilmemiştir. Ancak, HUMK'nun uygulanma döneminde verilen ve HMK'nun yürürlüğe girmesinden sonra, bugün için de geçerliliklerini sürdüren bir kısım Yargıtay kararları Kitapta işlenmiştir.

Önsöz'üme son vermeden, ülkemizde adalet dağıtımında gözlemlenen aksaklıkların çözümüne katkı verebilmek için çeşitli yayınlarımda dile getirdiğim bazı hususları, yeni Kitabım vesilesiyle, burada bir kez daha özellikle vurgulamak isterim: HMK'nun "ağırlık noktası", ön inceleme aşamasıdır ve buna ilişkin hükümler, HMK'nun başarılı olabilmesi için, mutlaka tam olarak işletilmelidir. Ancak itiraf etmek gerekir ki bu aşama ile, hâkimlerin karşı karşıya bulundukları aşırı iş yükü üzerine daha da büyük bir ağırlık konulmuştur. HMK'nun Genel Gerekçesinde ve madde gerekçelerinde, sıklıkla ülkemizde hukuk davaları bakımından içinde bulunulan durum eleştirilmekte ve adaletin gerçekleşebilmesini temin edici çeşitli düzenlemeler getirildiği belirtilmektedir. HMK'ndaki düzenlemelerin büyük kısmına ilke olarak katılmaktayım ve bu düzenlemelerin gereği gibi uygulanmasının davaların âdil, hızlı ve düzenli yürümesine (Anayasa m.141,IV; HMK m.30) katkı vereceğine inanmaktayım. Ancak kanımca, hukuk davalarının arzu edildiği şekilde yürüyebilmesi, hak arayanların beklentilerine hizmet edebilmesi ve "âdil yargılama hakkı"nın gerçekleşebilmesi için kanundaki hükümlerin varlığı, tek başına kesinlikle yetmez. Çünkü, ülkemizde "aksak" yürüyen ve bundan dolayı yaygın bir şekilde şikâyet edilen adalet hizmetlerinin bugünkü durumunu etkileyen pek çok faktör vardır. Bunların çoğu, doğrudan doğruya Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile ilgisi olmayan nedenlerdir. Adalet hizmetlerinde yaşanan sıkıntıların resmî kanıtı (belgesi); her adlî yılın başında Yargıtay Başkanlarının ve Türkiye Barolar Birliği Başkanlarının, adaletin karşı karşıya bulunduğu sorunları çözmekle birinci derecede görevli, yetkili ve sorumlu "Devlet büyükleri" önünde hem sözlü olarak hem de broşürler halinde basıp dağıttıkları ve "bıkıp usanmadan tekrarladıkları"dır! Demek istediğim odur ki, yalnızca Hukuk Muhakemeleri Kanunumuzun değiştirilmesi ile adalet hizmetlerimizdeki aksaklıklar, kesinlikle sona ermeyecektir. Adalet hizmetlerindeki aksamaların en aza indirilebilmesi, toplumda adalete olması gereken inancın en üst düzeyde tesis edilebilmesi ve yargı dışı yollardan hak aramaya yönelmenin sona erdirilebilmesi için, Kanun değişikliğinin yanı sıra, ondan daha da önemli olan pek çok tedbirin derhal alınarak yürürlüğe konulması zorunluluğu vardır. Bunun için, daha önce yayınladığım çeşitli makalelerimde de belirttiğim ve tekrarlaya geldiğim üzere, kanaatimce bu konuda kısa, orta ve uzun vadeli tedbirlere ihtiyacımız bulunmaktadır. Hukuk davalarının maddî gerçekliğe ve adalete varır şekilde en çabuk, en ucuz ve vatandaşı en az yorar (usul ekonomisine uyar) şekilde sonuçlanabilmesinin yolu, her şeyden önce "insan"dan ve öncelikle hâkimden geçmektedir. Bu sebeple, kanımca kısa vadede ve öncelikle; bilgili, çalışkan, ahlâklı, kül-türlü, âdil, hümanist ve diğer yüksek niteliklere sahip hâkim istihdam edilmesine önem verilmelidir. Bunun için, hâkimlik mesleğinin özendirilmesine yönelik olarak, hâkim maaşları (Cumhurbaşkanı dahil) herhangi bir kamu görevlisi emsal alınmaksızın belirlenerek bugünkü seviyelerinin en az üç katına çıkartılmalı ve hâkimin maddî ve manevî bağımsızlığı / tarafsızlığı en üst düzeyde sağlanmalıdır. Bunun yanı sıra, hâkim başına düşen dava sayısı, çağdaş ülkelerde olduğu gibi yılda 250-300'e indirilmeli ve bunu sağlamak amacıyla ülkemizde bugün var olan hâkim sayısı, en az üç katına çıkartılmalıdır. Hâkimlik mesleğinin özendirilmesi sayesinde, yetişmiş olan iyi hukukçuların ve bu arada özellikle deneyimli avukatların hâkimlik mesleğine yönelmelerinin, adalet hizmetlerinin kalitesini arttıracağını düşünüyorum. Eğer bir hâkim bugün ülkemizde olduğu üzere yılda 1000-1200 davaya bakmaya mecbur edilir ve buna bağlı olarak (sayıları az da olsa) Fakültede öğrendikleri ile yetinerek, gelişen hukuka ayak uyduramayan az çalışkan, yorgun, bıkkın ve adalet fikrine yeterince ayak uyduramamış hâkim istihdamına göz yumulursa, büyük iyiniyetlerle ve güzel umutlarla çıkarılarak yürürlüğe sokulan HMK'na rağmen, "devletin temeli olan adalet" yara almaya devam edecektir. Üzülerek söylemek zorundayım ki tarih, "adaletin yürümediği hiç bir devletin yaşadığını göstermemektedir"! (Önsöz'den)

Kitap etiketleri
Bu kitabı satın alan müşterilerin satın aldığı diğer kitaplar

Türk Borçlar Kanunu Şerhi

Yazar: Cevdet İlhan GÜNAY
150,00 TL

İcra ve İflas Hukuku El Kitabı

Yazar: Baki KURU
215,00 TL

Medeni Hukuk Davaları (Sulh Hukuk – Asliye Hukuk Mahkemesi)

Yazar: Ömer Uğur GENÇCAN
6100 sayılı HMK Hükümlerine Göre - Açıklama - Dilekçe Örnekleri - Son İçtihatler
135,00 TL

Tasarrufun İptali Davası (Borçlu Muvazaası)

Yazar: Erhan GÜNAY
Öğreti Görüşü ve Yargıtay Kararları Eşliğinde
53,00 TL