Lütfen bekleyiniz...
Alışveriş sepeti
Sepetinizde 3 kitap var.
Toplam: 565,00 TL
E-Bülten
E-posta:

Türk Sorumluluk Hukukunda Yansıma Zararı


Katalog Kodu: BH277
ISBN: 978-605-4446-37-7
Stok durumu: Stokta var
65,00 TL
:
(0)
Kitap künyesi
YayıneviVedat Kitapçılık
YazarSeda İrem ÇAKIRCA
Detaylı açıklama

BH277
Türk Sorumluluk Hukukunda Yansıma Zararı
Dr. Seda İrem ÇAKIRCA
2012/04 Baskı, XVIII+254 Sayfa 65,00 TL
ISBN 978-605-4446-37-7

Bu çalışmada yansıma zararının yasal dayanağı, oluşum koşulları ve tazmin edilmesine ilişkin talebin haksız fiil sorumluluğu ve sözleşmeden doğan sorumluluk hükümlerine göre ileri sürülüp sürülemeyeceği ve ileri sürülmesi halinde doğuracağı hukuki sonuçların belirlenmesi amaçlanmaktadır. Kitapta yer alan incelemeler Borçlar Hukuku çerçevesinde ele alınmıştır.

6098 Sayılı Borçlar Kanunu 04.02.2011 tarih ve 27836 sayılı Resmi Gazete’de, 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe girmek üzere yayınlanmıştır. Bu gelişme dolayısıyla çalışmanın ilgili kısımlarına 6098 sayılı Borçlar Kanunu ile getirilen yenilikler ve 818 sayılı Borçlar Kanunu’nda yer alan hükümlere karşılık gelen yeni hükümler çalışma metnine işlenmiştir.


Kitabın Konu Başlıkları

  • Zarar Kavramı Açısından Yansıma Zararının İncelenmesi
  • Malvarlığı Zararı ve Manevi Zarar Olarak Ortaya Çıkan Yansıma Zararı
  • Türk Sorumluluk Hukukunda Yansıma Zararının Giderimi

GİRİŞ


Başkasına zarar vermeme (neminem laedere) gibi genel bir yükümlülüğü ihlâl eden veya ifa etmeyi taahhüt ettiği edimi yerine getirmeyen kişi bu eylemleri sonucu verdiği zararı giderme borcu altındadır. Genel bir davranış kuralına uyulmaması halinde haksız fiil sorumluluğu, borca aykırılıkta ise borca aykırı davranıştan sorumluluk başka bir ifadeyle; sözleşmesel sorumluluk tazminat borcunun kaynağını oluşturur.
Sorumluluk hukukunun temelini oluşturan unsurların en önemlilerinden bir tanesi de zarar kavramıdır. Haksız fiil sorumluluğu alanında zarar yoksa haksız fiilden de söz edilemez. Zira zarara yol açan eylem hukuka aykırı sayılmasa (BK.m.52/f.3 YBK.m.63) veya kusur isnad edilemeyecek bir kimsenin fiili dolayısıyla bir zarar ortaya çıksa bile (BK.m.54 YBK.m.65 )hakkaniyet gerektiriyorsa tazminat sorumluluğu doğabilir. Ceza sorumluluğu alanında ise hukuka aykırılık; ezcümle kanun kuralının ihlli vazgeçilmezdir.
Zarar genel olarak bir kimsenin malvarlığında rızası dışında meydana gelen azalma olarak tanımlanabilir. Ancak yapılan bu tanımlama maddi zarara ilişkin bir değerlendirmedir. Oysa haksız fiil sorumluluğunda veya sözleşmeden doğan sorumlulukta ortaya çıkan zarar her zaman maddi zarar ile sınırlı kalmayabilir manevi zarar biçiminde de ortaya çıkabilir. Haksız fiil sorumluluğunda zarar mutlak hak ihlli şeklinde meydana gelir. Bu sebeple kişivarlığı mutlak hakkı olan kişilik hakkı değerlerinin ihlli dolayısıyla ortaya çıkan manevi zarar da tipik haksız fiil zararıdır.
Zarar kavramı üzerindeki tartışmalar ve zararın farklı biçimlerde ortaya çıkması kavramsal olarak da zarar türlerinin birbirinden ayrılması gerekliliğini doğurmuştur. Zarar kavramı sorumluluk hukukunda genel olarak maddi zarar manevi zarar ayrımı ile açıklanmaya çalışılmışsa da bu ayrımın yetersizliği sebebiyle fiili zarar kar mahrumiyeti normatif zarar mevcut zarar müstakbel zarar olumlu zarar olumsuz zarar doğrudan zarar dolaylı zarar yansıma zararı ayrımları ortaya çıkmıştır. Bu çalışmada Türk hukukunda daha önce hiçbir monografide ana başlık olarak yer almamış bir konu olan yansıma zararı kavramı incelenecektik.
Yansıma zararı dolaylı zarar kavramının alt bir türü olarak ele alınsa da dolaylı zarardan farklı bir kavramdır. Zira dolaylı zarar dar anlamda haksız fiil zararının mutlak hak ihlli zararının dışında kalan mağdurun cismani zarara veya malvarlığı zararına uğradığında maruz kaldığı masraf ve doğrudan zarar dolayısıyla uğradığı kazanç kaybı zararıdır. Yansıma zararında ise yansıma zararı mağduru doğrudan bir zarara uğramış değildir. Yansıma zararında hukuka aykırı bir fiile maruz kalan kişiden başka üçüncü bir kişinin aynı fiil sebebiyle uğradığı zarar söz konusudur. Başka bir ifadeyle dar anlamda yansıma zararı mağdura karşı işlenen haksız fiilin yansıma zararı mağdurunun da kazanç kaybına yol açması hallerinde söz konusu olur. Yansıma zararı manevi zarar alanında da geniş anlamda kullanılabilir.
Dolaylı zarar yansıma zararı ayrımını daha iyi açıklamak adına şu örneği vermek /erinde olacaktır A Bnln sebep olduğu trafik kazası nedeniyle yaralanmış ve hastaneye kaldırılmıştır. Anın hastanede trafik kazası sonrası mutad tetkiklerden geçmesi ve gerekli tedavinin yapılması sonucu oluşan masraf B Kışından dolaylı zarar olarak nitelendirilir. Anın hastane mikrobu kapması suretiyle bacağının kangren olması ve kesilmesi sonucu oluşan zarar ise meydana gelen trafik kazasına bağlı olarak ortaya çıkan doğrudan zararının kapsamının genişlemesi halidir. Örnekte anılan trafik kazası sonucunda Anın ölmesi halinde ailesinin Anın sağladığı destekten mahrum kalmaları sonucunda oluşan zararları ise yansıma zararıdır. Dolayısıyla yansıma zararı aynı zamanda üçüncü bir kişinin zararı niteliğindedir. Zira meydana gelen haksız fiilin mağdurundan başka üçüncü bir kişi keya kişiler bu haksız fiil sebebiyle zarara uğramıştır.
("ansıma zararının aynı zamanda üçüncü kişinin zararı anlamına gelmesi üçüncü kişinin zararının tazmini kurumunu karşımıza çıkarmaktadır. Üçüncü kişinin zararı probleminin hem sözleşme sorumluluğunda hem de haksız fiil sorumluluğu alanında klasik zarar kavramı ile çözümlenemeyeceği Antik Cağdan beri kabul edilmekteydi. Romalılar borçlunun alacaklı ile üçüncü kişi yararına yapmış olduğu sözleşmeden doğan borca aykırı davranıştan kaynaklanan ve üçüncü kişinin maruz kaldığı zararın karşılanmasını kabul etmistir7.
Haksız fiil sorumluluğunda ise kural üçüncü kişilerin uğradıkları zararın değil doğrudan zarar gören mağdurun zararının tazmin edilmesidir. Bu ana kuralın yanında haksız fiil sorumluluğu kapsamında meydana gelen zarar ile zarara sebebiyet verdiği iddia edilen eylem arasında illiyet bağının varlığı eylemin hukuka aykırı olarak nitelendirilip nitelendirilemeyeceği ve zarar verenin kusurlu olup olmadığı tazminat sorumluluğunun belirlenmesi acısından büyük önem taşımaktadır. Zira sadece bu şartların varlığı halinde haksız fiil sorumluluğunda tazminat yükümlülüğünden bahsedilebilir.
Haksız fiil sorumluluğunda hukuka aykırı fiilin doğrudan muhatabı olmayan üçüncü kişinin söz konusu fiil nedeniyle zarara uğraması halinde meydana gelen zararının tazmin edilmesini talep edip edemeyeceği ise yansıma zararı sorununun özünü oluşturur. Sözleşme dışı sorumluluk hukukunda yer alan sadece haksız fiile doğrudan muhatap olan mağdurun zararının tazmin edilmesi ve fakat üçüncü kişinin zararı seklinde ortaya çıkan yansıma zararının tazmin edilmemesi kuralına Türk hukukunda kanun koyucu tarafından BK.m.45f.2 YBK.m.53b.3de yer verilen destekten yoksun kalma tazminatı ile açık bir istisna getirilmiştik. Söz konusu hüküm ile kanun koyucu haksız fiil sorumluluğunda yansıma zararının varlığını ve tazmin edilebileceğini istisnai olarak da olsa kabul etmiştir.
Borçlar hukukumuzda BK.m.45f.2 YBK.m.53b.3 kuralından başka tazmin edilebilir /ansıma zararının varlığından söz edebilmek için geniş yoruma imkn veren hallerin belirlenmesi ve örtülü boşlukların doldurulması kurumundan yararlanma imknının olup olmadığının incelenmesi gerekmektedir. Bu tartışmaya çalışmanın de lege lata yansıma zararı hallerinin incelendiği kısmında ayrıntılarıyla değinilecektir.
Çalışmanın başlangıcında yansıma zararı ve bu zararın tazmin edilmesi sorununun daha iyi anlaşılabilmesi açısından sözleşme sorumluluğu ve haksız fiil sorumluluğu ilanlarında yansıma zararının hangi şekillerde ortaya çıkabileceğini örneklenmesinde fayda vardır
Sözleşme dışı sorumluluk hukukunda ortaya çıkan yansıma zararına ilişkin olarak /erilen en ünlü örnek Tenor Vakıasıdır. Bu örneğe göre9 B zarar veren bir trafik kazasında ünlü tenor Anın zarar gören beden bütünlüğünü ihll eder. Bu kaza sonucu A özel bir tiyatroda oynayacağı başrolü icra edemeyecek duruma gelir. Sanatçının başarısı ünü sebebiyle oyunun bütün biletlerinin satan ve büyük bir kazanç bekleyen tiyatro sahibi Ü üçüncü kişi Anın sahneye çıkamaması sonucunda sattığı bütün biletleri iade etmek zorunda kalır. Ayrıca tiyatronun kafeteryasını işleten D de tiyatro sahibi Ünün oyunun bütün biletlerini satması sebebiyle temsil gecesi kazanmayı ümit ettiği büyük bir kazançtan mahrum kalır. Meydana gelen kaza sonucunda beden bütünlüğü zedelenen Anın doğrudan zarara uğrayan kişi olarak Bden tazminat talebinde bulunabileceği konusunda herhangi bir şüphe yoktur. Ancak oyun için bütün biletleri satmış olan tiyatro sahibi Ü ve tiyatronun kafeteryasını işleten Dnin Bden söz konusu zararların tazminini talep edip edemeyecekleri sorusuna verilecek cevap yansıma zararının tazminat sorumluluğunun kapsamında olup olmadığına dair verilecek yanıta göre farklılık kazanacaktır.
Sözleşme sorumluluğu alanında yansıma zararına dair verilebilecek en önemli örnek ise hasar riskinin yüklenilmesi obligatorische Gefahrentlastung kurumudur. Buna görelO satıcı S alıcı Aya 02.11.2008 tarihinde beş ton patates satmıştır. Patateslerin alıcı Aya ulaşması için satıcı S 12.11.2008 tarihinde depo sahibi D ile anlaşmış ve patatesler Dnin deposunda saklanmak üzere Dye teslim edilmiştir. Aynı akşam depoda yangın çıkmış ve bütün patatesler zarar görmüştür. ("apılan araştırma sonucunda depo sahibi Dnin kusurlu olduğu ve satıcı S ile /aptığı sözleşmenin koşullarını ağır bir şekilde ihlal ettiği ortaya çıkmıştır. Somut olayda kimin mevcut zararın tazminini isteyebileceği sorunu ortaya çıkmaktadır. Patateslerin saklanması için yapılan depo sözleşmesinin depo sahibi D ile satıcı S arasında kurulduğu acıktır. Ancak satım sözleşmesinin kurulması ile birlikte hasar alıcı Aya geçtiği için gerçekte satıcı Snin depo sözleşmesinin ihlal edilmesi sonucunda ortaya çıkan bir zararı yokturl 1. Bu durumda alıcı A zararının depo sahibi D tarafından tazmin edilmesini depo sözleşmesinin tarafı olmamasına rağmen talep edebilecek midir Bu soruya verilecek cevap yansıma zararı kavramına /üklenen anlamla birlikte değişecektir.
Üçüncü kişinin zararının ortaya çıkabileceği hallere verilen diğer bir örnek ise miras hukukuna dairdir. Buna göre12 miras bırakan tek mirasçısının yanında arkadaşına cok sevdiğini bildiği antika vazosunu belirli mal bırakma13 MK.m.517 /oluyla vasiyet etmiştir. Antika vazonun vasiyet alacaklısına teslim edileceği ana kadar zarar görmesi halinde mirasçının vazonun maliki olmasına rağmen bir zararı olmayacaktır çünkü vazo zarar görmemiş olsaydı vasiyet alacaklısına teslim edilecek /e mirasbırakanın terekesinden çıkacaktır. Bunun yanında vazonun zarar görmesi halinde mirasçı vazonun mülkiyetinin geçirilmesi yükümlülüğünden kurtulmuş olacaktır. Dte taraftan vasiyet alacaklısı vazonun kırılması sebebiyle zarar görmüş olmasına rağmen vazonun hali hazırda mülkiyetini kazanmadığı için vazoya zarar veren kişiye karşı zararın tazmin edilmesi talebinde bulunamayacaktır. Bu durumun zarar veren kişinin haksız bir şekilde zenginleşmesine yol açacağı ve somut olay adaletine aykırılık yaratacağı açıktır. Ancak zarar veren kişi söz konusu fiili kasten başka bir ifadeyle zarar verme kasdıyla yapmışsa bu zararlar BK.m.41f.2 anlamında haksız fiil zararı olarak kabul edilebilmelidir. Bu ön kabulün varlığında ise söz konusu zararın giderilmesi gerekir14.
("ukarıda verilen örneklerin hepsinde borca aykırı davranıştan doğan sorumluluğunl 5 /e haksız fiil sorumluluğunun temel kuralları ile bağdaşmayan talepler mevcuttur. Söz konusu taleplerin kabul edilip üçüncü kişinin zararının tazmin edilebilmesi için ya kanunda yer alan açık bir hükümle söz konusu taleplerin kabul edilmiş olması ya söz konusu fiillerin koruyucu bir hukuk normuna aykırı olmaları gerekir. Bu iki halin dışında mevcut hukuka aykırılık illiyet bağı ve kusur unsurlarının sorumluluğun dogması için yetersiz kalmalarına rağmen üçüncü kişinin zararının karşılanmamasının dürüstlük kuralına ve güvenin korunması ilkesine aykırı olması durumunda da üçüncü kişinin zararının tazmin edilmesi mümkün olmalıdır16.
("ansıma zararına dair verilen örnekler çoğunlukla maddi zarara ilişkin olsa da /ansıma zararı özellikle sözleşme dışı sorumluluk alanında üçüncü kişinin manevi zarar talebinde bulunmasının mümkün olup olmadığı tartışmalarında da karşımıza çıkar. BK.m.47 YBK.m.55nin Hkim hususi halleri nazara alarak cismani zarara duçar olan kimseye yahut adam öldüğü takdirde ölünün ailesine manevi zarar namiyle adalete muvafık tazminat verilmesine karar verebilir, şeklindeki düzenlemesiyle haksız fiil sonucunda hayatını kaybeden kişinin yakınlarının doğrudan zarara uğrayan kişinin ölümü sebebiyle manevi bir zarara uğrayabilecekleri ve bu zararın tazmin edilmesini talep edebilecekleri kabul edilmiştir. Yürürlükte olan hukuk açısından zarar görenin /aşamını devam ettirmesi halinde yakınlarının kendi adlarına manevi tazminat talebinde bulunması mümkün değildir.
11.01.2011 tarihinde yasalaşan Borçlar Kanunu Tasarısının 56. maddesinin 2. fıkrasında isel 7 ağır bedensel zarar veya ölüm halinde zarar görenin veya ölenin /akınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebileceği hüküm altına alınmıştır. Hukuka aykırı fiilin ölümle sonuçlanması halinde BK.m.47 hükmü uyarınca üçüncü kişilerin manevi tazminat talebinde bulunmaları mümkündür. 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe girecek olan yeni yasa zarar görenin hayatta olması halinde bile yakınları zarar gören adına değil kendi adlarına manevi tazminat talebinde bulunabilmelerine olanak tanımaktadır. Bu düzenlemenin manevi tazminat kurumunun ilkelerine ne kadar uygun olduğu ise üzerinde durulması gereken diğer bir noktadır. Bu bağlamda manevi zarar alanında bir yansıma zararı olup olmadığı konusu ileride ayrıntıları ile ele alınacaktır.
Sözleşmeye aykırı davranış sonucunda üçüncü kişilerin manevi tazminat talebinde bulunup bulunamayacakları ise tartışmalıdır. Her ne kadar üçüncü kişiyi koruyucu etkili sözleşme ve üçüncü kişi yararına sözleşme kurumları ile sözleşmeye taraf olmayan kişilerin sözleşmenin nisbiliği ilkesine istisna oluşturacak şekilde mevcut sözleşmeden kaynaklanan talep haklarının varlığı kabul edilmekteyse de bu kurumların kapsamına girmeyen kişilerin sözleşmeye aykırı davranış sonucu manevi zarara uğradıkları iddiasını ileri sürüp süremeyecekleri ayrıca ele alınmalıdır.
Türk sorumluluk hukukunda yansıma zararı kavramı incelenirken ilk olarak tazminat borcunun en önemli unsuru olan zarar kavramı ele alınmalı ve zarar çeşitli acılardan sınıflandırılmalıdır. Ancak böyle bir tespit sonunda yansıma zararı kavramından ne anlaşılması gerektiği konusunda bir açıklığa varılacaktır. Bu sebeple çalışmanın ilk bölümünde genel olarak zarar kavramı ve türlerinden bahsedildikten sonra yansıma zararı kavramı ve özellikleri irdelenecektir. Söz konusu açıklamalar ile amaçlanan /ansıma zararının kapsamı dışında kalan hallerin belirlenmesidir.
Borca aykırı davranıştan doğan sorumlulukta Alman hukukunda olduğu gibi üçüncü kişinin zararının tazmin edilmesi için ortaya atılan kurumların kendi aralarında sınıflandırılması yansıma zararının hangi koşullar altında oluştuğunun altının cizilebilmesi açısından kolaylaştırıcı olacaktır. Şöyle ki üçüncü kişinin zararının tazmin edilmesini sağlayan üçüncü kişiyi koruyucu etkili sözleşme üçüncü kişi /ararına sözleşme gibi kurumlar ile üçüncü kişinin zararının tazmin edilmesi kurumunun birbirlerinden ayrılmasıyla birlikte sözleşmeden doğan sorumlulukta yansıma zararının çerçevesi de belirginleşecektir. Bu sebeple çalışmanın ikinci bölümünde ilk olarak üçüncü kişinin zararının tazmin edilmesi ve üçüncü kişiyi koruyucu etkili sözleşme kurumlarından yansıma zararı ile ilişkili oldukları ölçüde bahsedilecektir.
Çalışmanın ikinci bölümünde ayrıca hukuka aykırılık illiyet bağı ve kusur unsurları açısından yansıma zararı sonuçlu eylemler ele alınacaktır. Çalışmanın sistematik olarak doğru sonuçlar doğurabilmesi adına sağlam temeller üzerine oturtulması gerekliliği yadsınamaz bir gerçekliktir. Bu temeli oluşturmaya çalışırken de tazminat sorumluluğunun oluşabilmesi için gerekli olan hukuka aykırılık illiyet bağı ve kusur unsurlarının varlıklarını çalışmanın teorik alt yapısını oluşturmak amacıyla kullanmak anlamlı olacaktır. Tazminat sorumluluğunun unsurlarının geniş bir biçimde incelenmesi çalışmanın kapsamını aşacağı ve yansıma zararı kavramının özünden uzaklaşmaya sebebiyet verme ihtimali nedeniyle bu çalışmada zararın tazmin edilebilmesi için gerekli olan şartlardan hukuka aykırılık İlliyet bağı ve kusur unsurları üzerinde kısaca durulacaktır.
Çalışmanın son bölümünde ise Türk hukukunda yansıma zararının giderimi yürürlükteki /e olması gereken hukuk açısından İncelenecektir. Bu bağlamda de lege lata yansıma zararının kanun koyucu tarafından açıkça kabul edildiği tek zarar biçimi olan destekten yoksun kalma zararı özel olarak ele alınacaktır. Destekten yoksun kalma zararı dışında kanunda yansıma zararına ilişkin bir düzenleme olmasa da yansıma zararının giderimine ilişkin geniş yoruma imkn veren veya örtülü boşluğun varlığının kabul edilebileceği haller de var olan hukuk açısından göz önüne alınacaktır.
Çalışmanın genelinde yansıma zararına ilişkin yapılan değerlendirmeler maddi zarara ilişkin olacağı için olması gereken hukuk açısından ise özellikle manevi zararlara ilişkin yansıma zararının mümkün olup olmadığı ele alınacaktır. Söz konusu değerlendirme hem sözleşme sorumluluğundan hem de haksız fiil sorumluluğundan doğar manevi zararlar için ayrı ayrı incelenecektir. Şok zarar kavramına da bu başlık altında değinilecektir. Zira şok zararı nadir olarak maddi zarara sebebiyet verse de çoğunlukla manevi zarara ilişkindir.
Olması gereken hukuk acısından yansıma zararı çeşitleri ele alınırken Yeni Borçlar Kanunu İle yapılan değişiklikler de göz önünde tutulacaktır. Özellikle ağır bedensel zarar halinde zarar gören hayattayken zarar görenin yakınlarına manevi tazminat hakkı tanınması yoluyla manevi zararın kişisel olması kuralına getirilen istisna irdelenmesi gereken bir konu olarak çalışmanın son kısmında yer alacaktır. Belirli bir kanıya varmadan önce doktrinde ve yargı kararlarında bu konuya dair yer alan görüşler incelenecek son olarak olması gereken hukuk acısından en uygun çözümün ne olduğu bulunmaya çalışılacaktır.
Yansıma zararına dair Türk hukukunda yapılan çalışmaların azlığı ve karşılaştırmalı hukuk araştırmasının çalışmayı önemli ölçüde zenginleştireceği gerçeği karşısında Alman ve İsviçre hukuklarında yer alan görüşlere ve yargı kararlarına da çalışmanın bütününde yer vermek zorunluluğu hasıl olmuştur. Bu bağlamda çalışmanın genelinde herr Türk yargı kararlarına hem de Alman ve İsviçre mahkemelerinin kararlarına konu ile bağlantılı olduğu ölçüde yer verilecektir.

Kitap etiketleri
Bu kitabı satın alan müşterilerin satın aldığı diğer kitaplar

Sorumsuzluk Anlaşmaları

Yazar: Nilgün BAŞALP
75,00 TL